Piyano Yarışmaları Gerekli Midir?




Konser piyanistliği kariyeri yapmak, çalgımızı çok yüksek bir beceri düzeyiyle çalabilmenin yanı sıra, başka bazı zorluklar da içeriyor. Bu zorlukların en başta geleni, küçülen müzik pazarı içinde gittikçe büyüyen amansız rekabettir.


Biraz daha açıklamaya çalışacak olursak, günümüzden otuz yıl öncesine kadar, en büyük sponsor ve işverenin devletler olduğu bir sanat dalı olan klasik müzik, günümüzde bu desteği çok daha sınırlı şekilde alabilmektedir. Son yıllarda dünyadaki ekonomik yapı değişmiş, sosyalizm neredeyse çökmüş ve acımasız bir kapitalist düzen, dünyanın pek çok bölgesine hâkim olmuştur. Bu ekonomik anlayışta devletler, sanat sponsorluğundan mümkün olduğunca kaçınmakta ve bu sorumluluğu özel sektör üstüne yıkmaya çalışmaktadır. Global ekonomik ortam da bu olumsuzluğa zemin hazırlamaktadır. Birçok farklı nedenden dolayı bütçeleri açık veren ve kriz üstüne kriz yaşayan ülkeler, sağlık, eğitim ve sanat faaliyetlerine daha az bütçe ayırmakta ve bu alanlarda verilen hizmetlerin kalitesi her geçen gün düşmektedir.


Bu daralan pasta, artan rekabet ile birleştiğinde olumsuzluklar katlanarak çoğalmaktadır. Her geçen yıl, piyano çalgısını çok yüksek beceri ile çalan ve bu konuda kariyer yapmaya istekli öğrenci sayısı artmaktadır. Batı ülkelerinde daralan ekonomiler bu alana yönelişi biraz köreltmişse de, doğal olarak çalgımızın popülaritesi düşmemiştir; hâlâ yüzlerce genç piyanist, bu alanda kariyer yapmak üzere birbiriyle rekabet etmektedir. Buna bir de Uzak Doğu ülkelerinden gelen ve teknik becerileri, kültür özelliklerinin getirdiği çalışkanlık ve öz disiplinle çok yükselmiş binlerce piyanist adayı da eklendiğinde, rekabet dayanılmaz boyutlara yükselmektedir.


Böyle bir ortamda, müzik sanatının kısıtlı sayıda işvereni, yatırımını doğru kişilere yapmak zorundadır. Yüzlerce aday arasından en iyileri elemeli ve konser salonlarını ya da albüm kayıtlarını, bu kişilere açmalıdır. Dolayısıyla yarışmalar, sadece yüksek müzikalite ve teknik beceri ölçme amacını güden masum sanat aktiviteleri olmamakta; aynı zamanda, bu işin ekonomisinin kimlere doğru yönleneceğinin belirlendiği ortamlara da dönüşmektedir.


Müzik çevreleri günümüze dek, “Yarışmalar gerekli midir?” sorunsalına etik açıdan bakmıştır. “Kim kimi yargılayabilir?”, “En iyi Chopin yorumunu kim ölçebilir?” , “Jüri gerçekten bağımsız mı yoksa birilerini mi tutuyor?” gibi sorularla müzik kamuoyu, yarışmaları eleştirmek ve bazen bunlara sırt çevirmek eğiliminde olmuştur. Ancak, konu çok boyutludur ve genç bir piyanist açısından bakıldığında, yarışmada alınacak bir derecenin, kariyerde önemli bir artı olabileceği ve bu çok ağır rekabet koşullarında kişisel fayda sağlayabileceği unutulmamalıdır.


Bazı prestijli yarışmalar, dedikoduların önüne geçmek ve güvenilirliklerini arttırmak için son yıllarda internet üstünden canlı yayın yapmakta ve tüm dünyanın, yarışmacıları canlı olarak izlemesine izin vermektedir. Bu, şeffaflık açısından atılmış önemli bir adımdır. Doğal olarak jürinin saygın kişilerden oluştuğu ve şeffaflığa önem veren bir yarışmaya girmek, herhangi başka bir yarışmaya girmekten daha değerlidir.


Her tür tartışma ve soru işaretine karşın, konser piyanistliği kariyeri yapmak isteyen bir müzik öğrencisinin, önünde sonunda yolunun yarışmalardan geçeceğini ve bu gerçeğin göz önüne alarak hazırlık yapılmasının gerektiğini düşünüyorum.


Buğra Gültek


Piyano Eğitimcisi / Müzik Yazarı


www.piyanopedagojisi.com

www.gultekpiyanoakademisi.com

gultekpiyano@gmail.com

Piyano pedagojisi ile ilgili olarak sürekli güncellenen makaleler ve yayınlarımız için lütfen www.piyanopedagojisi.com sitemizi ziyaret ediniz.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör