Disleksi ve Piyano Eğitimi




Disleksi, en sık rastlanılan öğrenme güçlüklerinden birisidir. İyi bir eğitim ortamına ve zekâ düzeyine sahip olsalar bile disleksi sahibi öğrenciler, özellikle okuma - yazma güçlüğü yanında, matematik, organizasyon becerisi ve hafıza konularında ciddi sıkıntılar yaşarlar. Toplumun yaklaşık yüzde onunun sahip olduğu bu durum, sıklıkla konunun farkında olmayan ebeveynler ya da öğretmenler tarafından zekâ geriliği ile karıştırılmakta ve maalesef bu öğrenciler, kendilerine uygun eğitim ortamlarında yetişmekten mahrum kalmaktadırlar.


Hâlbuki zekâ geriliğinin tam aksine, disleksi sahibi öğrencilerin büyük bir çoğunluğu normal ya da normalin üstünde bir zekâ kapasitesine sahiptir. Birçok türü olan bu güçlük, kişiden kişiye farklı özellikler göstermekte ve bu nedenle, birbirinden ayrılması ve kategorize edilmesi çok da kolay olmayan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.


Müzik eğitimi, disleksik olan ya da olmayan tüm çocuklara faydalıdır. Ancak, disleksiden muzdarip çocukların, bu özel durumla başa çıkabilmeleri için, kendilerine uygun bir müzik öğretim yaklaşımı içinde eğitilmeleri, şüphesiz daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Öncelikle, öğretmenlerin disleksi tanımlamasını kendi başlarına yapmamaları ve mutlaka bir uzmandan yardım almaları önerilmektedir. Bununla beraber, bazı belirtiler, öğretmenleri, çocukta disleksi olup olmadığını tahmin etme konusunda uyarabilir. Bunlar:


1) Öğrenci zeki ve parlak görülebilir, ancak düşündüklerini bir türlü yazıya dökemez. 2) Yapılan aktivitelere katılmakta isteksizdir. 3) Tek seferde bir tek şeyi mükemmel yaparken, birden fazla konuyu bir arada yapmakta zorlanabilir. 4) Normal bir günün sonunda, öğrenmeye çok çaba sarf ettiği için eve aşırı yorgun gidebilir. 5) Okul öncesi dönemlerde, nesnelerin adlarını karıştırabilir, basit bir ritmi eliyle vurmakta zorlanabilir, konuşma becerileri geç gelişebilir. 6) İlkokul düzeyinde, yön duygusu gelişmemiş olabilir, sağ ve solunu karıştırabilir, ciddi okuma zorlukları yaşayabilir, çok heceli sözcükleri seslendirmekte zorlanabilir, benzer harfleri (b ve d gibi) karıştırabilir ve bunları hep ters yazabilir. 6) Ortaokul düzeyinde, hâlâ okuma yazmada zorlanıyor olabilir, yerleri, zamanları ve günleri karıştırabilir, özgüveni gelişmemiştir.


Disleksi tanısının konunun uzmanları tarafından şüpheye yer bırakmayacak şekilde konulduğu bir öğrenci, müzik eğitimcilerinin önüne, farklı bir pedagojik perspektif koymaktadır. Şüphesiz ki müzik, disleksi tanılı bir öğrenciye, bu tanının konmadığı herhangi bir başka öğrenci kadar faydalı olacaktır; hatta doğru yöntemler, sabır ve anlayışla, bu öğrencilerin hayatlarında çok önemli kazanımlar elde etmek, müzik sayesinde mümkün olabilecektir. Bu nedenle öğretmenlerin, aşağıda yer alan hususlara çok dikkat ederek, eğitimlerini yönlendirmeleri tavsiye edilmektedir:


Öncelikle öğretmenlerin, disleksi konusunda temel düzeyde de olsa bilgiye sahip olmaları ve bu öğrencilerle çalışmaktan korkmamaları gerekmektedir. Bu sayede öğrencilerimize yardımımız dokunabileceği gibi, kendi kariyerimiz açısından da yeni ufuklar açılabilecektir. Tüm disleksi sahibi öğrencilerin, birbirinden farklı karakterlere sahip olduğundan hareketle öğretmenlerin, eğitim anlayışlarında kişiye göre programlar hazırlamaları tavsiye edilmektedir. Öğrencinin bireysel özelliklerinin farkında olmak, yapabilecekleri ya da sıkıntı çekeceği konuları önceden belirlemek, eğitim verimini arttırır ve özgüven gelişimine katkı sağlar.


Disleksi sahibi öğrencilerin eğitimi, tek bir öğrenme tipine yönelik olarak programlanmamalıdır. İşitme, görme ve dokunma duyularının koordineli biçimde kullanıldığı öğretim sistemleri hazırlanmalı ya da Kodaly veya Dalcroze gibi, bu üç duyunun birlikte sunulduğu eğitim sistemlerine yönelinmelidir. Şüphesiz ki bu yöntemler kullanılırken, öğrencinin disleksiden doğan kişisel özellikleri dikkate alınmalı ve gereken revizyon yapılmalıdır.


Görsel materyaller kullanılırken, büyük fontlar ve kâğıt boyutları seçilmelidir. Mümkün olduğunca farklı renklerden yardım alınmalı ve materyal, görsel olarak kolay anlaşılır hale getirilmelidir. Daima çok sabırla yaklaşılmalı, aynı şeyin defalarca tekrar edilmesinden kaçınılmamalı ve ebeveynler ile ortak bir çalışma içinde olunmalıdır. Konulan hedefler gerçekçi tutulmalı, çok yüksek hedeflerin özgüvene zarar vereceği ve başarısızlık hissine yol açacağı göz önünde tutulmalıdır. Benzer şekilde çok basit tutulan hedeflerin de, öğrencinin küçük görüldüğü hissine kapılmasına neden olabileceği unutulmamalıdır.


Disleksi, müzik öğretimini olanaksız kılan bir problem değildir. Doğru bilgilenme ve yöntem becerileriyle öğretmenler, bu öğrencilere sınırsız şekilde yardımcı olabilir ve onların çok gereksinim duyduğu bazı becerileri ve özgüveni onlara kazandırarak, daha mutlu bireyler olmalarını sağlayabilirler.


Buğra Gültek


Piyano Eğitimcisi / Müzik Yazarı


www.piyanopedagojisi.com

www.gultekpiyanoakademisi.com

gultekpiyano@gmail.com

Piyano pedagojisi ile ilgili olarak sürekli güncellenen makaleler ve yayınlarımız için lütfen www.piyanopedagojisi.com sitemizi ziyaret ediniz.


KAYNAK: “Walters C., Music and Dyslexia Guide, British Dyslexia Association, www.bdadyslexia.org.uk , erişim tarihi 15.1.2014”

72 görüntüleme0 yorum