Piyanoda Deşifremizi Nasıl Geliştirelim?


Müzik, kendine has bir sanatsal dildir. Bu dil, bestecinin düş ve zihin dünyasından bize ulaşana dek, belirli bir yol izlemek zorundadır. Özellikle yüzyıllar öncesine uzanan eserlerin günümüze aktarılması, müzik yazımı (notasyon) sayesinde gerçekleşmiş ve bu yazım, bestecinin duygu ve düşüncelerini tam olarak yansıtamasa da, anlatmak istediklerini önemli ölçüde bize taşımıştır.


Aslında her birimiz, örneğin günümüzden yüz elli yıl önce yaşamış bir bestecinin eserini seslendirirken, yeni bir yaratı süreci içerisine gireriz. Bu yaratı, özellikle onun duygu ve düşüncelerine sahip çıkarak ve buna mümkün olduğunca sadık kalarak, kendi yorumumuzu oluşturmak olarak adlandırılabilir. Bu yaratıda besteci, müzik yazımının elverdiği ölçüde bize bir “şifre” göndermektedir. Bu şifre, seslerin perdeleri, süreleri ve çalınma biçimleri (nüans, artikülasyon vb) gibi temel bileşenlerin yanı sıra, belirli ölçülerde bestecinin bizden istediği duygulanımı da kapsamaktadır. (Burada, özellikle Beethoven öncesi dönemde yazılan eserlerin notasyonunun, günümüzde anladığımız anlamda yol gösterici detaylardan oldukça uzak olduğu vurgulanmalıdır. Müzik tarihinde eskilere gidildikçe notasyonda detaylar azalır. Elimizde, örneğin Bach’a ait çok detaylı notalar varsa, bunlar, uzman editörler tarafından sonradan çalışılmış edisyonlardır).


Müzisyenin temel ödevi, bu “şifre”yi doğru şekilde çözmek, yani “deşifre” etmektir. Ne kadar ilerlemiş ve hangi kitapları bitirmiş olursak olalım, doğru ve verimli bir deşifreye sahip olamadığımız sürece, müzik kariyerimizin kısıtlı kalacağını söylemek doğru olacaktır.

Öyleyse ne yapmalı? Bir müzik öğrencisi, deşifresini nasıl geliştirmeli? Öncelikle, temelde iki tip deşifre bulunduğunu hatırlamalıyız. Bunlardan ilki, çalıştığımız eseri deşifre etmek olarak adlandırılabilir. Bu deşifrede amaç, mümkün olduğunca doğru şekilde eserimizi öğrenmek ve icraya hazırlık yapmaktır. Eserimiz ağır ve uzun olabilir; içi, sayısız güçlükle dolu olabilir. Bu tip deşifrede durulabilir, zorlanılan yer yeniden çalışılabilir, hatta eserin ağırlığına göre bu deşifre saatler alabilir.


Diğer deşifre türü ise, hızlı ve etkili biçimde eserin, başından sonuna, duraksamadan ulaşmayı hedef alır ve öğrencilerin deşifre becerilerini sınamaları ve ilerletmeleri için daha uygun bir ortam sunar. Bu tip deşifrenin öğrenciler tarafından özenle yapılması ve eğitimlerinin bir parçası olarak üstünde daima çalışılması yerinde olur.


Bu tip deşifre için bazı öneriler şöyle sunulabilir:


1) Çalma düzeyinizin daha altında alıştırmalar seçmeli ve deşifreyi, düzeyinizi zorlayan teknik ve müzikal öğelerle riske atmamalısınız.


2) Deşifreye başlamadan önce, örneğin otuz saniye gibi kısa bir süre alıştırmanın tamamını “tarayıp”, süratle ton ve ölçü işaretlerini, tempo ve karakter belirteçlerini, varsa içinde sizi zorlaması olası ritmik kalıpları ve okuma kapasitenizin dışına çıkan notaları görmeli ve süreniz yettiğince bunlara adapte olmalısınız. Burada baştan sona dek alıştırmayı okumanız tavsiye edilmez, süratli bir “tarama” işlemi gerçekleştirilmelidir.


3) Deşifreye mutlaka uygun bir tempoyla başlamak önerilir; gerekenden hızlı bir tempo, iyi yapılabilecek bir deşifreyi tamamen sıkıntıya sokar. Güvenli sularda yüzmek ve zaman içinde seçilen tempolarda iddialı olmak daha verimlidir.


4) Bu tip deşifrede, yapılan hatalar üstünde durulmamalı ve müziğin nabzı (sabit vuruşu) kesilmemelidir. Doğru saymak ve metronomik bir düzende kalmak esastır. Hatalar olabilir, ancak bunlar düzeltilmeden devam edilmelidir.


5) Zorlanılan bölümlerde akıcılığın bozulmaması için, her notayı çalmak zorunda olunmadığı akılda tutulmalıdır. Yani, örneğin, okunması çok zor üç adet akor önümüzdeyse ve bunların her birini belirtilen sürede almak olası görülmüyorsa, metronomu kaçırmadan, örneğin sadece bas ve soprano partileri seçilerek devam edilebilir. Bu tip bir deşifrede, müziği bölmeden devam etmenin ve akıcı okumanın önemli olduğu unutulmamalıdır. 6) Göz daima bir sonraki ölçüye kaymalı, hâlihazırda çalınan ölçü üstünde parmaklar icra ederken, görsel algı bir sonraki ölçüye odaklanmalıdır.


Tüm bu çalışmalar, günümüzün ileri yayıncılık uygulamalarıyla birleştirildiğinde, kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Bu tip deşifre ödevlerinin dereceli olarak çalıştırıldığı kitap setleri satılmakta ve öğrenciler, adım adım, yeni konuları öğrenerek ve uzman yazarın yönlendirmeleriyle, deşifre becerilerini geliştirebilmektedirler. Maalesef Türkçe yazılan kaynaklar bu konuda da eksik olduğu için, “dereceli piyano deşifre alıştırmaları” anlamına gelen “graded piano sightreading exercises” anahtar sözcükleriyle internet araştırması yapabilirsiniz; karşınıza birçok nitelikli yayının çıkacağını ve bunları ısmarlayarak ya da bilgisayarınıza indirerek, sistemli bir çalışma yapabileceğinizi vurgulamak isterim.


Son yılların baş döndürücü teknolojik gelişmeleri, bu tip çalışmaların, bilgisayar hatta akıllı cep telefonu uygulamaları olarak bile karşımıza çıkmasına olanak sağlamıştır. Tabletler, PC’ler ya da akıllı telefonların farklı işletim sistemlerine uygun yazılan bu interaktif uygulamalar, örneğin, düzeyinize göre çalışmanız gereken konuyu tabletiniz üstünde size öğretip, ardından aşama aşama (örneğin siz çaldıkça yeni bir ölçü ekrana ekleyerek) alıştırma yapmanızı sağlayabilir. Bu tip uygulamaları da “piyano deşifre uygulamaları” anlamına gelen “piano sightreading applications” anahtar sözcükleriyle aratabilir ve cihazınıza indirerek, çok eğlenceli ve sistemli bir çalışma ortamına kavuşabilirsiniz.


Buğra Gültek


Piyano Eğitimcisi / Müzik Yazarı


www.piyanopedagojisi.com

www.gultekpiyanoakademisi.com

gultekpiyano@gmail.com

Piyano pedagojisi ile ilgili olarak sürekli güncellenen makaleler ve yayınlarımız için lütfen www.piyanopedagojisi.com sitemizi ziyaret ediniz.

105 görüntüleme0 yorum