Başlangıç Metotlarının Seçiminde Temel Kriterler



Piyano öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu, öğrencilerine verecekleri temel bilgi ve becerilerin, belirli bir metodolojik sıra ile takip edildiği kitaplara gereksinim duyarlar. “Başlangıç Metodu[1]” olarak adlandırabileceğimiz bu yayınlar, iş kolumuzun en yaygın olarak kullanılan öğretim materyalleridir ve herhangi bir kitapçıda, yerli ya da yabancı orijinli olarak birçok seçenek halinde bulunabilirler. İnternet satış olanaklarının artmasıyla küçülen dünya, uluslararası metot kitaplarının artık ülkemizde de kolaylıkla elde edilmelerine olanak sağlamaktadır.


Nadiren de olsa, tecrübe ve bilgi düzeyi çok yüksek eğitimciler kendi materyallerini zaman içinde geliştirmiş ve bunlara dayanarak eğitim faaliyetlerini gerçekleştiriyor olabilirler. Bu öğretmenler, piyasada satılan metot kitaplarını kullanmazlar. Doğal olarak hiçbir öğretmenin metot kullanma zorunluluğu olmamakla beraber, pedagojik ve pratik unsurlar, bizleri bu kitaplardan doğru şekilde yararlanmaya yöneltmektedir. Dolayısıyla, metotsuz çalışma yaklaşımını önermek, bizler için şu aşamada mümkün değildir. Özellikle ülkemizde sistemli olarak piyano pedagojisi eğitimi verilmediğinden hareketle öğretmenlerimizin, kendilerinden tecrübeli ve bilgili pedagogların yayınlarını, doğru şekilde kullanmaları tavsiye edilmektedir.


Bir metot kitabının temel işlevi, öğrenilen temel teknik ve müzikal konuları mantıklı bir sıralama ile doğru şekilde verirken, bunlara uygun müzik eserlerini de eşzamanlı olarak sunabilmesidir. Doğru metodun seçimi, öğretmen ve öğrenci için verimlilik anlamına gelir.

Verim, metotta sıralanan konuların ve bunları pekiştirecek olan alıştırmaların ne ölçüde doğru seçildiğine ve sunulduğuna bağlıdır. Piyano eğitimi, temel amaçları önceden belli ve evrensel olsa da, yöntem bazında büyük farklılıklar gösterebilir. Bu farklılıklar, öğrencilerin aldıkları eğitimin sistemsel zorunluluklarından kaynaklanabilir. Yani, belirli bir sistem içinde ders almaları gerekliyse, metot kitabı buna göre seçilmek zorunda olabilir veya öğrencilerin içinde bulunduğu sosyal ya da kültürel ortam, belirli metotların seçimini zorunlu kılabilir.


Genel olarak öğretmenler, çalıştıkları bir kurum varsa, buranın eğitim anlayışlarına göre metot kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Bununla beraber, her iyi öğretmen, sınırlı materyal kullanımıyla başarıya ulaşamayacağını ve piyano öğretimi gibi karmaşık bir aktivitenin, tek bir pedagojik anlayış çerçevesinde örülemeyeceğini bilir. Bu nedenle öğretmenlerin, geniş bir metot dağarcığının olması ve gerektiğinde, bir kitaptaki eksikleri bir diğeriyle tamamlamaları gerektiğini anlamaları önemlidir.


Sıklıkla yapılan bir yanlış, öğretmenlerin standart bir metot seçimine bağlı kalarak, öğrencileri bu kitabın kalıbına uydurmalarıdır. Hâlbuki geniş bir materyale sahip öğretmenin, öğrencisinin anlama kapasitesine ve kişisel özelliklerine uygun olarak farklı metotlardan yararlanması her zaman daha uygun bir çözümdür.


Piyano öğretiminin sahip olduğu evrensel öğeler değişmez olsa da, bunların öğrenciye sunuluş biçimleri, eğitim verimliliğini arttırabilmek açısından, kültürel öğelere de bağlıdır. Her kültürde öğrencinin doğuştan itibaren duyarak aşina olduğu armonik, ritmik ve melodik yapılar vardır. Bu yapılar, bebeklik döneminde söylenen ninnilerle başlar ve gelişim sürecinde devam eder. Aile ve okul ortamları da bu konuda belirleyici role sahiptir. Doğal olarak, düzenli dinlenen müzikal yapıları piyano öğretiminde de kullanabilmek, öğretmenler için önemli bir avantaj sağlamaktadır.


Ülkemizde son dönemlerde piyano metotları pazarında ciddi bir hareketlilik gözlenmektedir. Bu, çok sevindirici bir gelişmedir. Şahsım da dahil bazı yayıncılar, uluslararası üne sahip önemli pedagogların (Emonts, Agay, Bastien gibi) metotlarını dilimize çevirip yayınlamaktadırlar. Burada temel amaç, her durumda nasıl olsa geniş kullanım gören bu kitapların, en azından kendi dilimizde sunulması ve bu sayede içeriklerinin, öğretmen ve öğrenciler tarafından daha rahat anlaşılmasıdır. Bununla beraber, içeriklerde yer alması beklenen ve kendi kültürümüze daha yatkın öğelerin bu metotlarda kullanımı, bu yayınlarda ülkemiz piyano eğitimini destekleyen bir avantaj olarak kullanılamamaktadır.


Türkçe yazılan metotlarda, ideal durumda yararlanılması öngörülen kültürel öğelerimizin, evrensel materyalle birlikte kullanılabilmesi ve kendi kültürümüzün pedagojik materyale aktarılması da, göründüğü kadar kolay değildir. Bu, sadece makamsal birkaç alıştırma bestelemekle içinden çıkılacak bir konu olarak da görülmemelidir. Bu konuda Türk dilinin heceleme özelliklerinden, çocukların günlük hayatta aşina oldukları oyun ve tekerlemelere kadar çok geniş bir bilgi ve tecrübe düzeyine sahip olmak ve bunları doğru bir metodolojiyle birleştirebilecek bilgi ve tecrübe gerekmektedir. Son dönemde önümüze gelen birkaç yerli metotta, bu konuda değerli çalışmalar yapıldığını sevinerek gözlemliyoruz. Bu eğilimin çoğalarak ilerleyeceğini düşünüyor ve umuyorum.


Piyano eğitimi, çok boyutlu karmaşık yapısı nedeniyle, aktarılmak istenen teknik ya da müzikal konunun öğretildiği alıştırmaların yanı sıra, bunların pekiştirileceği ve hatta tamamen bunlardan bağımsız olarak, öğrencinin sanatsal kapasitesinin geliştirilmesini amaçlayan onlarca eserle desteklenir. Bu geniş dağarcık, öğretmenler tarafından doğru şekilde kullanılmalı; materyal seçiminde düzey, zamanlama ve kalite, önemli kriterler olmalıdır.

Piyano eğitimcilerinin çoğunlukla düştüğü hata, usta çırak yöntemiyle bir üst kuşaktan edinilen eğitim materyalinin, doğrudan doğruya uygulanması ve yeni materyallerin keşfinde sakınımlı davranılmasıdır. Bu, sadece eğitime yönelik metot ve alıştırma kitapları ile sınırlı değil, evrensel piyano eğitim repertuvarının derinlemesine araştırılmamasında da gözlenmektedir. Öğretmenler, çok kısıtlı bir repertuvar arasında gidip gelmekte ve evrensel müziğin, farklı tarz ve türleri de kapsayan geniş repertuvarını araştırmaktan ve öğrenmekten kaçınmaktadırlar.


Metot kitaplarının kendi başlarına tüm sorunları çözemeyecekleri hep akılda kalmalıdır. En ideal metot bile, mutlaka içinde eksiklikler barındırmaktadır. Ayrıca, içlerindeki müzikal materyal sınırlıdır ve her durumda öğrencilerin, zengin bir repertuvarla tanışmaları ve müzikal altyapılarını geliştirmeleri gerekmektedir.


Bu nedenle öğretmenlerin, kullanacakları eğitim materyaline hâkim olmaları ve bunu belirli bir sistemle kategorize etmeleri çok önemlidir. İyi bir öğretmen, kariyerinin başında, elinde olan metot ve repertuar kaynaklarını iyice değerlendirmeli, bunları sınıflandırmalı ve kullanacağı düzey ve yaş grubuna göre önceden hazırlık yapmalıdır. Zaman içinde edindiği yeni metot ve kaynakları da, baştan hazırladığı bu kataloglamanın içinde güncellemelidir. Bu şekilde, öğretmen ve öğrenci için uzun vadede verim artışı gerçekleşecek; öğrenci, çalıştığı alıştırma ve eserleri düzeyine uygun biçimde ele alabilirken, öğretmen de her seferinde bu kaynaklara gömülüp araştırma yaparak zaman ve enerji kaybetmekten kurtulacaktır.

Buğra Gültek


Piyano Eğitimcisi / Müzik Yazarı


www.piyanopedagojisi.com

www.gultekpiyanoakademisi.com

gultekpiyano@gmail.com

Piyano pedagojisi ile ilgili olarak sürekli güncellenen makaleler ve yayınlarımız için lütfen www.piyanopedagojisi.com sitemizi ziyaret ediniz.

[1] “Metot” sözcüğünün yazımı ile ilgili olarak yazarlar, yayıncılar ve eğitimcilerin sıklıkla hata yaptıklarını üzülerek gözlemliyorum. “Metod” sözcüğü kullanılmaz; doğrusu “metot” olmalıdır. Ancak, herhangi bir ek geldiğinde sondaki “t” yumuşayarak “d” ye dönüşmektedir. “Metot + u = Metodu” gibi.

169 görüntüleme